Moğol Kasırgası Hız Kesiyor: Ayn Calut
Moğol akınlarının aslında temelde tek bir nedeni vardı; kendilerine itaat etmeyen tüm halkları yok etmek. 13. yüzyılın başlarında, tarihin belki de en ihtiraslı ve idealist komutanlarından Cengiz Han'ın çevresinde birleşen bu saklı kalmış ırk, 20 yıl dahi geçmeden Macar steplerinden Pekin bozkırlarına dek devasa bir toprak parçasına keyifle kurulmuşlardı.
Cengiz Han'ın ölümüne dek akınlar Avrupa, Sibirya ve Uzakdoğu eksenli iken, Cengiz Han'ın ölümü ve ülkenin hanlıklara ayrılmasının ardından özellikle İlhanlı Hanlığı'nın yeni hedefi Ortadoğu ve İslam dünyası olacaktı. Korkma sırası İslam Devletleri'ne gelmişti!
1255'te Moğolların efsanevi komutanı Hülagû, Abbasi Halifesi'ne ve tüm İslam diyarlarına savaş ilan ettiğini duyurdu. Eski Pers, o zamanki Moğol topraklarından yola çıkan yüzbinlerce Moğol atlısının mızrakları, Bağdat'ı gösteriyordu. Akıllarında iki asır önce İslam ordularının Talas'taki katliamı olan hırçın Moğol orduları, Bağdat kapılarına çoktan dayanmışlardı.
Şehir çok dayanamadı; o zamana dek tüm Doğu'nun hem kültürel hem ekonomik açıdan lider şehri konumundaki Bağdat, tarihinde görülmemiş bir katliama uğruyordu. Moğollar üzerine en kapsamlı kitaplardan birini (The Mongols) yazan David Morgan, Hülagû'nün baş tarihçisi Vassaf'ın ağzından şu cümleleri aktarıyor; "Tümşehir, hırçın şahinler gibi uçuşan Moğol atlılarının pençesinde kalmıştı. Her eve girip, yastıkları dahi paramparça ederek altın ve mücevher arayan Moğol orduları, o gün tüm kütüphaneleri de talan etmişlerdi. Nehirlerden oluk oluk kan ve mürekkep akıyordu..." Bağdat böylesine bir zulmü, ancak 8 asır sonraki ABD işgalinde tadacaktı...
Abbasi halifesinin işini bitiren Hülagü, şimdi de gözüne Memlüklü Hanedanı'nı kestirmişti. Kahire'ye giden Moğol elçileri, bilindik "Moğollara boyun eğin" mizansenini oynadyacaklardı. Ancak Memluklu Sultanı Kutuz'un cevabı çok daha netti; Moğol elçilerinin kesik kelleleri Kahire kapılarından halkı bir süre selamladı.
Kutuz, özellikle orduya yeni kattığı Türk kökenli askerlerine güveniyordu. Bir Orta Asya halkını, yine bir Orta Asya halkının durdurabileceğini düşünüyordu. 1260 yılının Temmuz ayında Moğol ordusu harekete geçti; Memluk ordusu da hazırdı. Tüm İslam dünyasında Memlukluler adına dualar okunuyordu!
Takvimler 3 Eylül 1260'ı gösterirken, iki ordu da Celile Bölgesi'nin Zil Vadisi'nde, güneşin yakıp yıktığı Ayn Calut'ta, şimdiki Batı Şeria'da karşı karşıya geldi. Memluk ordusunun ön saflarında Türk ve Çerkezlerin oluşturduğu birlikler göze çarpıyordu. Moğol ordusu hücuma geçerek bilindik ateş çemberi stratejisini uygulamaya koyuldu. Memluk ordusu, hızları ve çeviklikleri ile ünlü Moğol süvarileri tarafından çembere alınırken, Memluk ordusunda dağılma emareleri görülmeye başlanmıştı. Memluklulerin kurtuluşu, Kutuz'un savaş meydanına yakın bir vadide konuşlandırdığı takviye birliklerin hücuma geçmesi ile gerçekleşecekti. Birkaç saat içerisinde dağılan Moğol ordusu, Cengiz Han'dan bu yana ilk kez yenilmişti...
Bu ilk yenilgi, Moğol birliğinde de çatlaklar oluşturacaktı. Altınorda'nın müslüman Moğolu Berke Han, Hülagû'ye ağır bir mektup yollayarak Ortadoğu'dan çekilmesini bildirdi. Moğol kasırgası için sona giden yol başlamıştı!
















Yorumlar
Paylaşım için teşekkürler.Açıklayıcı değil fakat ön bilgi için ideal.
Yeni yorum gönder